vendredi 26 avril 2013

Şiir Yazmaya

1
Nâzım Hikmet'in yazdığı şiirleri okurken,
yeni şiirler yazmak, Nâzım Hikmet'ten başka, yeni bir şair olmak,
yoksa mümkün değil mi, diye sorarmış şairler,
ben de sormuştum, 

ilk şiirlerimi ortaokul yıllarımda yazmaya başlamıştım,
serbest şiirlerdi, aruz ya da hece ölçüsü ile yazmamıştım,
Orhan Veli, Hasan Hüseyin, Tevfik Fikret etkisinde şiirlerdi,
sonra, lise yıllarımda şiirlerim çoğaldı,
dünya şiirinden çeviriler okudum,
Türkçe şiirin örneklerini okudum,
Divan şairlerini, Halk şairlerini okudum,
Nâzım Hikmet'in tüm şiirlerini okudum,

şiir yazmayı doğal bir etkinlik olarak seçmiştim,
her gün şiirler yazardım,

üniversite yıllarımda da yeni şiirler denedim,
şiirlerimi yayınlamazdım,
ama, yayınlıyormuş gibi çalışırdım şiirlerimi,

sonra, şiir yazmayı unuttum!

yıllarca hiç şiir yazmadım.

2
Şiir yazmaya yıllar sonra başladım,
etkilenimlerden uzak,
yeni bir şiir denedim,
Japonca'ya çevrildi şiirlerim ve yayınlandılar,

bir dönemdi bu, onlarca şiir yazmıştım,
sonra şiir yazmayı yine bıraktım,
yeni bir şiir yazma dönemi başlayıncaya kadar,

şiir sanatının özelliklerini,
şiir yazarken uygulamak,
işte bu idi işim, sürüp gidecekti şiir,
yeni biçimlerde, yeni esinlenmelerle,
şiirimi yenileyecektim yine.

SİNAN ÖNER

lundi 22 avril 2013

Sirkeci'den Cağaloğlu'na Yürürken

1
Sirkeci'de vapurdan iniyorum,
Sirkeci Garı'nın önünden geçiyorum,
Cağaloğlu'na doğru yürüyorum,

Bir kapıda, "Burhan Apaydın, Avukat" yazısı var,
Bir süre yazıya bakıyorum,
Büroya uğrayıp, Burhan Apaydın'la konuşmak var,
Ama, bir türlü uğramıyorum büroya,

Yıllar önce, daha lisede bir öğrenciyken,
İstanbul'un semtlerinde dolaşırken,
"Burhan Apaydın, Avukat" yazısına rastlıyorum,

Yıllar sonra, Boğaziçi Üniversitesi'nde,
Araştırma tezi yazıyorum,
İstanbul Barosu İlk Başkanı Lütfi Fikri Bey'in günlüklerini okuyorum,
İstanbul Barosu'nda bir çok avukat arkadaşlar ediniyorum,
"Burhan Apaydın, Avukat" yazısını hatırlıyorum,

Sirkeci'de vapura biniyorum,
Kadıköy'de vapurdan iniyorum,
Yıllar önce,
Yıllar sonra.

2
"Burhan Apaydın, Avukat" yazısını yıllardır görmüyorum,
Sirkeci'ye yıllardır gitmiyorum,
Kadıköy'e yıllardır gitmiyorum,
İstanbul Barosu'ndan hiç bir avukat arkadaşım yok,
Çoktandır üniversitede araştırma yazıları yazmıyorum,

Bir gazetede, Burhan Apaydın'ın fotoğrafına rastlıyorum,
Burhan Apaydın'ın biyografisi ile ilgili bilgiler okuyorum,
Eski arkadaşlarının söylediklerini okuyorum,
Yıllardır İstanbul Barosu seçimlerini düşünmüyorum.

SİNAN ÖNER

dimanche 31 mars 2013

Bir Akdeniz, Bir Ege, Dalgalı Bir Şiir

1
Antalya'da, Beydağları'nı seyrediyorum,
Kaleiçi'nde, bir kafedeyim, 
Beydağları görkemli, 
Akdeniz dalgalanıyor, 
bir marinada ise, dinginlik var,
kayıklar, tekneler kıyıya demirlenmiş,
dingin bir akşamın konukları turistler,
Kaleiçi'nde, bir kafedeyim,
biraz sonra, kalkıyorum, yürüyorum,
Kaleiçi'nin sokaklarından geçiyorum,

Antalya'da çok kalmamıştım,
Beydağları'na açılıyorum,
yaylalardan geçiyorum,
Fethiye'ye varıyorum,
saatler sonra,

Fethiye'de yürüyorum,
Gökova Körfezi'ne doğru hareket ediyorum,
Dalaman'dan, Köyceğiz'den geçiyorum.

2
Akdeniz kıyılarında,
yıllarca dolaşmıştım,
Ege'ye doğru açılmıştım,
Akdeniz kıyılarında,
yıllarca yaşamıştım,

Mersin'deyim, yıllar sonra,
kıyıda yürüyorum,
Toros Dağları'nı seyrediyorum,
bir marinada, bir balıkçı lokalindeyim,
kayıklar, tekneler kıyıya demirlenmiş,

Akdeniz balıklarını seviyorum,
Mersin'deyim, yıllar sonra,
kıyıda yürüyorum, 
bir yat limanından geçiyorum,
bir marinada, bir balıkçı lokalindeyim,

Akdeniz kıyılarında,
yıllarca dolaşmıştım,
Ege'ye doğru açılmıştım,
İzmir'in kıyılarında yürüyorum,
Kordon'da, bir kafedeyim,
İzmir Körfezi, dalgalanmış,
Bir şiir yazıyorum.

SİNAN ÖNER

jeudi 28 mars 2013

Bir Üniversitenin Bahçesinde

1
Bir soru ile uyanıyorum,
dünyanın oluşumunu araştırıyorum,
kitapların arasındayım,
Kadıköy'deyim sanki ya da Rumelihisarüstü'nde,
ilk toplumların oluşumunu araştırıyorum,
Germen kabileleri,
Türkmen kabileleri anlatan kitaplar var kitaplığımda,
dünyanın oluşumundan çok sonra,
insanlığın tarihi başlıyor,
Asya ormanlarında, bozkırlarında,
Afrika'da, Güney Avrupa'da,

bir soru ile uyanıyorum,
ortaçağ toplumlarını araştırıyorum,
insanlığın tarihinde yeni dönemler vardır,
köleci toplumlardan ortaçağ toplumlarına geçerken,
neler oldu, nasıl oldu?

Rönesans'ı anlatan kitaplar var kitaplığımda,
Hristiyanlığın tarihini,
Kadıköy'deyim ya da Rumelihisarüstü'nde,
modern çağın oluşumunu araştırıyorum,
Aydınlanma'yı, Sanayi Devrimi'ni, Sosyalizm'i,
kitaplığımdaki tarih kitaplarında,
felsefe kitaplarında,

bir soru ile uyanıyorum,
dünyanın geleceğini araştırıyorum,
Kadıköy'deyim ya da Rumelihisarüstü'nde,
Boğaziçi Üniversitesi'nde okuyorum,
bir öğrenciyim.

2
Dünya, bir soru yapısı gibi yükseliyor,
bir yanıtlar sergisi gibi çoğalıyor,
matematik, geometri, fizik, kimya,
biyoloji, jeoloji, botanik, zooloji, 
bir bilimler tarihi kuşatıyor dünyayı,
bir üniversitenin dünyası bu,
dünya, bir araştırmalar yapısı gibi,
bir buluşlar sergisi gibi çoğalıyor,

Dünyayı, bir öğrencinin zekâsıyla araştırıyorum,
bir soru ile uyanıyorum,
bir üniversitenin bahçesinde yürüyorum,
okuduğum üniversite bu,
Boğaziçi Üniversitesi, 
dünyanın oluşumundan binyıllar sonra,
üniversitenin kitaplığındayım,
kitapların arasındayım,
bir soru ile uyanıyorum.

SİNAN ÖNER



lundi 25 mars 2013

Gölge Şiiri

1
Bir gölge beni izler,
benim gölgem, aynı kişi gibiyiz yürürken,
ben ve gölgem,
gölgeme bakarım yolda,
gölgem benden daha mı yakışıklıdır ne?
gölgemin hareketlerini izlerim yolda,
güneşte ya da sokak lambalarının ışığında,

Bir gölge beni hiç yalnız bırakmaz,
benim gölgem, az ötemde beni izler,
ben de gölgemi izlerim,
hareketlerini izlerim gölgemin,
güneşte ya da sokak lambalarının ışığında.

2
Gölgemle yıllarca yaşamıştım,
büyük kentlerin caddelerinde,
okuduğum okullarda,
yaşadığım kentlerde,
gölgemle arkadaş olmuştum,
gölgemi gezdirmekten hoşlanırdım,
hiç yorulmazdı gölgem,
hiç yakınmazdı,

Gölgemle yıllarca yaşamıştım,
bana hiç öfkelenmezdi sanki,
nereye gidersem az ötemdeydi,
benden hiç kopmazdı sanki,
beni izlerdi gölgem.

SİNAN ÖNER

samedi 23 mars 2013

Bir Kent, Bir Kıyı, Bir Düşünce

1
Bir kıyıdayım,
ağaçların arasında,
bir kafedeyim, çay içiyorum,
karşımda İstanbul kıyıları, uzaklarda,
seni düşünüyorum,
neredesin, İstanbul'da mısın?
İstanbul kıyılarına bakıyorum,
bakışlarımı hisseder misin?
ağaçların arasında,
bir kafedeyim,
seni düşünüyorum,

Yürüyorum kıyıda,
çocuklar oyunlar oynuyorlar,
çevrede apartmanlar,
kıyıda oyun bahçeleri, kortlar, spor sahaları,
yıllar önce yürüdüğüm caddelerde,
yeniden yürüyorum,
seni düşünüyorum,
sen de yürüyor musun bu kıyıda, 
bilmiyorum.

2
Bu kent, yıkılmış, sonra yeniden kurulmuş bir kent,
büyük sarsıntılar yaşamış,
yeniden yapılandırılmış,
ben, çok önceden yaşamıştım bu kentte,
yürürken, yalnızlığımda bir derinlik var,
yeni insanların arasındayım,
yeni bir dekor var çevremde,
çok önceden yaşamıştım bu kentte,
kimse kalmamış gibi tanıdığım,
herkes, yeni yerleşmiş gibi bu kente,

sen, çok önceden de benden uzakta gibiydin,
şimdi de, çok uzakta gibisin benden,
seni özlemem doğaldı çok önceden de,
şimdi de seni özlemem doğal,
seni dinlerken, sesinde,
çok önceden yaşadıklarımı hatırlıyorum,
seni dinlerken, sesinde,
şimdi yaşadıklarımı tanımlıyorum,
bu kentte yaşadıklarımı,

ben de, yıkılmışım, yeniden yapılanmış gibiyim bu kentte,
bir kıyıdayım,
İstanbul kıyılarını seyrediyorum,
seni görüyormuşum gibi uzaklardan,
seni düşünüyorum.

SİNAN ÖNER

lundi 11 mars 2013

Bugün 11 Mart, Japonya'da Yaşandı

1
Bugün 11 Mart,
Sendai Depremi'nin yıldönümü,
Japonya'da önce büyük bir deprem, sonra da "tsunami" olmuştu,
Okyanus dalgaları kasabalara, köylere doğru yükselmişti,
binlerce insan Okyanus'a gömüldüler,
fotoğrafları, filmleri, haberleri hatırlayınca,
ne korkunç bir felâketin kurbanları olduklarını anlıyoruz,

Bugün 11 Mart,
bir "insanlık trajedisi"nin yıldönümü,
Japonya'da, önce büyük bir deprem, sonra "tsunami" olmuştu,
Okyanus dalgaları, kasabalara, köylere doğru yükselmişti.

2
Fukushima'da ise, bir "insanlık trajedisi" daha vardı,
Fukushima Nükleer Santrali'nin bazı üniteleri,
deprem nedeniyle bozulmuştu,
"radyasyon sızıntısı" yayılmaya başlamıştı,
milyonlarca insanın etkilendiği bir "radyasyon sızıntısı"ndan bahsediyorlardı,
Tokyo'da bile herkes kaygılanıyordu,
"radyasyon sızıntısı"nın Tokyo'ya kadar ulaşacağı -hatta, ulaştığı- söylenmekteydi,

11 Mart Depremi, Sendai'yi dünyaya öğrettiği gibi,
Fukushima'yı da dünya öğrendi,
Japonya'da, önce büyük bir deprem, sonra "tsunami",
sonra da "nükleer santral kazası" olmuştu,

"insanlık trajedisi"nin yıldönümü bugün,
11 Mart, Japonya'da yaşandı,
dünyayı etkiledi,
Okyanus'un korkunç dalgaları altında kaldı, kasabalar, köyler,
11 Mart, Japonya'da yaşandı.

SİNAN ÖNER


samedi 9 mars 2013

İnsanlık Yaşıyor!

1
İnsanlık yaşıyormuş,
dün fark ettim,
onlarca devletin başkanları,
Hugo Chavez'in tabutu başında idiler,
salonda dualar edildi,
marşlar söylendi,
konuşmalar yapıldı,

İnsanlık yaşıyormuş,

Küba, Bolivya, Belarusya,
İran, Peru, Uruguay, Şili,
El Salvador, Nikaragua,
Rusya, Fransa, Kanada,
ve başka devletlerin başkanları,
dışişleri bakanları, yöneticileri,
Hugo Chavez'in tabutu başında buluşmuşlardı,
sanki Birleşmiş Milletler'in bir toplantısında,

İnsanlık yaşıyormuş!

2
Hugo Chavez'in Venezuela'ya sevgisi sonsuzdu,
içtenlikli idi duyguları,
Hugo Chavez'in Latin Amerika'ya sevgisi sonsuzdu,
dostuydu tüm Latin Amerikalı ulusların,

İnsanlık, Hugo Chavez'in şahsında yaşamıştı bir süre,
İnsanlık, Hugo Chavez'in şahsında kazanmıştı seçimleri,
İnsanlık, hastalanmıştı Hugo Chavez'in şahsında,
ama, insanlık yaşıyordu,
insanlığın yürüyüşünü yayınlamıştı gazeteler, televizyonlar,

İnsanlık, yaşayacaktı,
Hugo Chavez haykırmıştı "Yaşasın Venezuela!", "Yaşasın Sosyalizm!" diye,
Sosyalizm, bir insanlık felsefesi idi,
Bir insanlık dersi idi Sosyalizm,
Hugo Chavez'in şahsında, Sosyalizm kazanmıştı seçimleri,

SİNAN ÖNER




vendredi 8 mars 2013

Başkan Hugo Chavez'in Ardından

1
Başkan Hugo Chavez'in ardından,
Caracas'da, yüzbinlerce insan yürüyor,
sanki Latin Amerika kıtası Caracas'da buluşmuş gibiydi,
Başkan Hugo Chavez'in tabutu ile,

hiç bilinir miydi, Başkan Hugo Chavez'in öleceği,
aylardır süren tedâvisine rağmen,
kimse kabûl edemezdi böyle bir olasılığı,
Başkan Hugo Chavez, yaşama sevinci ile dolu,
içten gelen bir güçle yaşayan bir adamdı,

Caracas'da, yüzbinlerce insan yürüyor,
sanki Latin Amerika kıtası Caracas'da buluşmuş gibiydi.

2
"Yaşasın Sosyalizm, Yaşasın Venezuela!" diye haykırmıştı Başkan Hugo Chavez,
Başkanlık seçimlerini kazandığı gece,
binlerce insanın önünde,
geleceğe doğru bir konuşma yapmıştı,

Başkan Hugo Chavez,
on beş yıllık yönetimi süresince,
sosyalizmi Venezuela'ya yerleştirmek için çalışmıştı,
Latin Amerika'da demokrasiyi güçlendirmek için,
dünya barışını korumak için çalışmıştı,

"Yaşasın Sosyalizm, Yaşasın Venezuela!" diye haykırmıştı Başkan Hugo Chavez,
Başkanlık seçimlerini kazandığı gece,
geleceğe doğru bir konuşma yapmıştı.

SİNAN ÖNER

mercredi 27 février 2013

Şairdim Gençken De!

Müzik dinliyorum yine,
Münir Nurettin'den, Erkin Koray'dan şarkılar,
İstanbul'u düşünüyorum yine,
Yalova'yı düşünüyorum,

Vapurlarda geçmişti vaktim,
Her hafta saatlerce süren vapur yolculuklarında,
Güvertede otururdum ya da bir pencerenin kenarında,
Vapur salonunda, Marmara'nın dalgalarını izlerdim,
Kitap okurdum,

Kitaplar beni hiç yalnız bırakmazlardı,
Tarih kitapları, felsefe kitapları,
Şiirler, romanlar, öyküler,

Vapur yolculuklarında yaşadım gençliğimi,
Yalova ile İstanbul arasında,
Marmara'nın dalgalarını izlerdim vapur salonunda,
Şiirler yazardım Yalova'ya yaklaşırken.

SİNAN ÖNER

 

vendredi 22 février 2013

Truffaut Şiiri

1
Francois Truffaut'nun sinema filmlerini izlemiştim,
ilk kez, herhâlde ortaokulda, sonra lise yıllarımda,
sonra da üniversitede okurken,
"Son Metro"yu,
"Jules ve Jim"i,
"400 Darbe"yi,
"Siyah Gelinlik"i,

Truffaut'nun "Yeni Dalga"daki yerini çalışmıştım,
hatta, bir sinema okulunda,
"Yeni Dalga Sineması" konferansı vermiştim,

Truffaut'nun "Hitchock ile Söyleşiler"ini de okumuştum,
ama, unuttum sanki okuduklarımı,
çok uzaklarda kalmış sanki hepsi,

Truffaut'nun filmlerini izlemek,
bir okulda, bir üniversitede okumak gibidir,
baştan sona, tüm filmlerini izlemeli insan,
"Yeni Dalga"nın öteki yönetmenlerinin filmleri gibi,
Truffaut'nun filmlerinden çok şey öğrenir insan.

2
Francois Truffaut'nun filmlerini nerede izlemiştim?

"Son Metro"yu Ankara'da bir sinema salonunda izledim,
Catherine Deneuve ve Gerard Depardieu baş rollerdeydi,

"Jules ve Jim"i,
"400 Darbe"yi
"Siyah Gelinlik"i,
Beyoğlu'nda, Tarık Zafer Tunaya Salonu'nda izlemiştim,
"Truffaut Filmleri Haftası" vardı.

3
Truffaut'nun filmleri,
sanki Fransız sinema tarihinin özeti gibiydi,
Lumiére Kardeşler'den Renoir'a,
ve "Yeni Dalga"ya,
sinema tarihi dersleri gibidir Truffaut'nun filmleri.

SİNAN ÖNER
 

vendredi 15 février 2013

Boğaziçi'nde Yürürken

1
Boğaziçi'nde yürüyorum,
Rumelihisarı'ndan Arnavutköy'e doğru,

Boğaz'ın akışını izliyorum bir yandan,
karşı kıyıları seyrediyorum,
Anadolu Hisarı'nı,
Çengelköy'ü,

Boğaziçi'nde yürüyorum,
Tarihin içindeyim,
Bizans'ı, Osmanlı'yı yaşıyorum.

2
Boğaziçi'nde yürüyorum,
Arnavutköy'den Kabataş'a doğru,

Taksim Alanı'na varıyorum,
İstiklâl Caddesi'nde yürüyorum,
Balık Pazarı'na uğruyorum,
Meserret'te bir kahve içiyorum,

Haliç'i seyrediyorum,
Tarihin içindeyim,
Bizans'ı, Osmanlı'yı yaşıyorum.

SİNAN ÖNER

vendredi 8 février 2013

Müzikte Tarih

1
Yağmur yağdı yine,
sabah güneşliydi hava,
akşama doğru yağmur başladı,

şarkılarda, türkülerde,
tarihi anlıyor insan,
geçmişi varmış bu dünyanın,
bu ülkenin bir tarihi varmış,
anlıyor insan,

şarkılarda, türkülerde,
her şey, yeniden yaşanır,
var olan her şey,
yeniden var olur,

yağmur yeniden yağar,
güneş yeniden doğar,
yaşam, icat edilir yeniden,
yeniden kurulur dünya sahnesi.

2
Tarihin bir yönü var mıdır?
"yaşamın bir anlamı var mı?" sorusuna benzer,
tarihin yönünü sormak tarihe,
"tarihin bir anlamı var mı?"
yoksa, "yaşam, anlamsız mıdır?"

şarkılarda, türkülerde,
tarihin bir yönü vardır,
yaşamın bir anlamı vardır,
hatta, tarihin çok yönü,
yaşamın çok anlamı vardır,

Şarkılarda, türkülerde,
tarihi anlıyor insan,
var olan her şey,
yeniden var oluyor.

SİNAN ÖNER
 

jeudi 7 février 2013

İşçiler Üretiyorlar, Yalnızlıklarına Rağmen

1
İşçilerden bahsediyor bir televizyon kanalı,
bir atölyede bir kazadan, bir madende bir göçükten,
bir fabrikada bir yangından bahsediyor,
işçilerin dramından, trajedisinden,
işçilerin yalnızlığından bahsediyor,

sonra bir gün bir şey oluyor, sendikalar hareketleniyor,
Zonguldak'da işçiler miting yapmışlar,
önce yürümüşler,
bir televizyon kanalında işçi yürüyüşü var,
madenciler, yıllar sonra yürüyorlar Zonguldak'ta,

işçilerin çalışmaktan başka kusurları yoktur,
çalışmak, çalışmak ve çalışmak,
işçilerin çalışmaktan başka kusurları yoktur,
atölyelerde, madenlerde, fabrikalarda,
kazalara, göçüklere, yangınlara rağmen.

2
İşçilerin yalnızlığından bahsediyor bir televizyon kanalı,
işçiler üretiyor halbûki her şeyi,
tarım işçileri, meyveleri ve sebzeleri üretiyorlar,
sanayi işçileri, giyecekleri, makineleri üretiyorlar,
yapı işçileri, evleri, işyerlerini üretiyorlar,
maden işçileri, yakıtları, hammaddeleri üretiyorlar,
bilgi işçileri, bilgileri, bilimleri üretiyorlar,

İşçiler üretiyorken her şeyi,
işçilerin yalnızlığından bahsediyor bir televizyon kanalı,
sendikaların güçsüzlüğünden bahsediyor bir gazete,
sanayi üretiminin arttığından bahsediyor bir sanayi odası,
işçiler üretiyorlar, yalnızlıklarına rağmen.

SİNAN ÖNER


 

mercredi 6 février 2013

Beyoğlu'nda, Yürürdüm Akşamları

1
Beyoğlu'nda, yürürdüm akşamları,
Taksim Alanı'ndan İstiklâl Caddesi'ne,
ta Galata'ya, hatta Sirkeci'ye kadar,
bir mahşer kalabalığının arasındaydım,
vitrinlerin ışıkları ile aydınlanmış caddede,
akşamları yürürdüm Beyoğlu'nda,
hiç korkmadan, hiç ürkmeden,
hiç şaşırmadan,

Beyoğlu'nda ilk yürüdüğüm yıllarda,
İstiklâl Caddesi trafiğe açıktı,
arabalar, otobüsler,
akan trafiğin içinde,
vitrinleri seyrederdim yürürken kaldırımlarda,

Beyoğlu, farklı bir dünyadır sanki,
başka semtlerden farklıdır,
neden böyle kalabalıktır Beyoğlu caddeleri?

Beyoğlu'nda ne yapardım yürümek dışında?

Beyoğlu'nda, yemek yerdim restoranlarda,
kahve ya da çay içerdim kafelerde,
içki içerdim barlarda, restoranlarda,
mağazaları dolaşırdım,
kitabevlerini dolaşırdım,
sinemaya giderdim Beyoğlu'nda,
tiyatroya giderdim Beyoğlu'nda,
konferanslar izlerdim Beyoğlu'nda,
müzik dinlerdim Beyoğlu'nda,
sinema okulunda okumuştum Beyoğlu'nda,

Beyoğlu'nda ne yapardım yürümek dışında?

sanat galerilerini, müzeleri dolaşırdım Beyoğlu'nda,
İstanbul Sanayi Odası'nda tarih sergileri açmıştım,
Odakule'deki sergi salonunda,
İstanbul Sanayi Odası Kütüphanesi'nde çalışmıştım,
Yapı Kredi Bankası Sermet Çifter Kütüphanesi'ne uğrardım,

Beyoğlu'nda, lise yıllarım geçmişti,
üniversite yıllarım geçmişti,
Beyoğlu'nda, yürürdüm akşamları.

2
Beyoğlu'nda,
çok insanlar tanımıştım,
şairler, sinemacılar, tiyatrocular, yazarlar, gazeteciler,
siyasetçiler, sendikacılar, profesörler,
restoran işletmecileri, otel işletmecileri,
esnaflar, müzisyenler, sanayiciler, tacirler,
balıkçılar, midyeciler, çiçekçiler, garsonlar,

Beyoğlu'nda,
çok insanlar tanımıştım,
liberaller, sosyalistler, sosyal demokratlar,
komünistler, demokratlar,
çeşit çeşit siyasetten insanlar tanımıştım,

Beyoğlu'nda,
çok insanlar tanımıştım,
çeşit çeşit kitaplar yazmış yazarlar,
çeşit çeşit filmler yapmış sinemacılar,
çeşit çeşit resimler yapmış ressamlar,
çeşit çeşit oyunlar oynamış tiyatrocular,
çeşit çeşit şiirler yazmış şairler,
çeşit çeşit dersler, konferanslar vermiş profesörler,
çeşit çeşit fabrikalar kurmuş sanayiciler,
çeşit çeşit haberler yazmış gazeteciler,
çeşit çeşit düşünceler üretmiş filozoflar,

Beyoğlu'nda,
yürürdüm akşamları,
ve sabahları kahvaltı yapardım,
Beyoğlu'nda, yürürdüm geceleri de.

SİNAN ÖNER




 

vendredi 1 février 2013

Gece Olmuş

1
Gece olmuş,
uyanmışım!

Dünyanın başka kentlerinde aklım,
başka zamanlarında,
geçmişin eserlerinde, geleceğin umutlarında,

gece olmuş, uyanmışım,
su içiyorum,
türküler dinliyorum,
Tenekeci Mahmut'tan, Muharrem Ertaş'tan,
coşkulu şarkılar dinliyorum Kızılordu Korosu'ndan,

Dünyanın dönüşünden umutlanıyorum,
zamanın akışından, tarihin değişiminden.

2
Gece olmuş,
geçmişin gecelerini anıştıran bir gece,
Yalova'da gecelerdim,
kitaplar okurdum geceleri,
kahve içerdim, çay içerdim,
Yalova kıyılarından gelen sesleri dinlerdim,
fırtınalar kopardı kimi geceler,
kimi geceler ay ışığı ile şiirler yazardım,

gece olmuş,
geçmişin gecelerini anıştıran bir gece,
İstanbul'da gecelerdim,
Braudel okurdum, Marx okurdum,
kitaplar okurdum geceleri,
şiirler yazardım,
kahve içerdim, çay içerdim,
yağmurlar yağardı kimi geceler,
kimi geceler karlar,

Gece olmuş,
geçmişin gecelerini anıştıran bir gece.

SİNAN ÖNER

mardi 29 janvier 2013

Yeniden Yaşamak

1
İstanbul'a gidiyorum düşlerimde,
düşlerimde gerçeklerimi buluyorum,
Kapalı Çarşı'nın bir kapısından geçiyorum,
Beyazıt Meydanı'ndayım,
Çınaraltı'nda çay içiyorum,

"A" Dergisi'ni Çınaraltı'nda kurmuşlardı,
Erdal Öz anlatmıştı,
Kemal Özer anlatmıştı,
Onat Kutlar anlatmıştı,
Sahaflar Çarşısı'ndan geçiyorum,
"A" Dergisi'ni çok sevmişlerdi,
şairler, yazarlar, sinemacılar,
Muzaffer Buyrukçu anlatmıştı,

İstanbul'a gidiyorum düşlerimde,
düşlerimde gerçeklerimi buluyorum,
Çemberlitaş'tan geçiyorum,
Sultanahmet Meydanı'ndayım,
Ayasofya'nın önünde bir kafedeyim,

tarihin içindeyim,
"A" Dergisi'nden de eskiye gidiyorum,
tarihçiler vardı Beyazıt'ta,
tarih dergileri yayınlarlardı,
felsefeciler vardı Beyazıt'ta,
felsefe dergileri yayınlarlardı,
Arslan Kaynardağ anlatmıştı.

2
Sirkeci'de bir lokanta buluyorum,
bir vapur buluyorum Sirkeci'de,
Kadıköy'e geçiyorum,
bir dolmuş buluyorum Kadıköy'de,
bir uçak buluyorum Kurtköy'de,

düşlerimde gerçeklerimi buluyorum,
Yalova'yı unutmuyorum,
şiirler yazmıştım Yalova'da,
uzak bir ülke düşlüyorum,
başka biri olmak istiyorum,
halbûki ben beni seviyorum,
ben beni unutmuyorum,
ben bana neler söylemiştim,
ben bana neler yedirip neler içirmiştim,
ben beni çok sevmiştim,
başka biri olmak istiyorum,
uzak bir ülke düşlüyorum,
Rusya'yı, Japonya'yı, Amerika'yı düşlüyorum,
başka bir ülkede yeniden yaşamak istiyorum,
yeniden yazmak istiyorum,
başka kentlerde yeniden yaşamak istiyorum,
başka dillerde yeniden okumak istiyorum,
halbûki ben bana neler söylemiştim,
şiirler yazmıştım ben,
benden kaynaklanan şiirler.

SİNAN ÖNER

samedi 26 janvier 2013

Tanımlıyorum

1
Bir sıkıntıyla bir durgunluk,
bir daralmayla bir karamsarlık,
bir süre için kuşatıyor ruhumu,
sonra bir şeyler yapıyorum,
bir şeyler oluyor,

değişiyor her şey,
iyimser bir geceye,
genişlemiş bir ruh durumuna,
hareketlenmeye,
neşeli bir müziğe,

Bir avuntunun ötesine geçiyorum,
bir ızdırabın ötesine.

2
Neredeyim, bir süre için önemi yok,
ne yaşıyorum, bir süre için farkında değilim,
bir süre için, kısa bir süre,
sonra her şey yerli yerine yerleşiyor,
İstanbul'dayım ya da Mersin'deyim,
Ankara'dayım ya da Yalova'dayım,
ya da hiç bir yerdeyim,
ya da her yerdeyim,
yaşadığımı tanımlıyorum,
bir şeyler içiyorum,
bir şeyler yiyorum,
şiir yazıyorum,
kitap okuyorum,
yürüyorum,
ne yaşadığımın farkındayım,

Bir gürültünün ötesine geçiyorum,
bir sessizliğin ötesine.

SİNAN ÖNER
 

jeudi 24 janvier 2013

İzmir'de Bir Gezinti

1
İzmir'de bir gezintideyim,
Konak'tan Alsancak'a yürüyorum,
önce Kemeraltı'ndan geçiyorum,
sokaklarda yitmiş gibiyim,
Basmane'ye doğru bakıyorum,

İzmir'de bir gezintideyim,
tekim, yalnız başımayım,
İzmir tertemiz, yollar günışığı ile yıkanmış gibi,
Kordon'a doğru bakıyorum,
Alsancak'a doğru yürüyorum,

Alsancak'ta, bir pastahanedeyim,
dondurma yiyorum,
sonra bir nescafe istiyorum garsondan.

2
İzmir'de bir gezintideyim,
Alsancak'ta bir kız arkadaşımın konseri vardı,
bir sokağın kıyıya varmış bir köşesinde,
bir bira şirketinin sponsorluğunda,
saatlerce şarkı söylemişti kız,

Alsancak'ta, Kordon'da,
akşamları dolaşırdım,
bir akşam, Kordon'dan geçmiştim,
Basmane Garı'ndan trene binmiştim,
saatlerce kızı dinlemiştim Alsancak'ta.

3
İzmir'de bir gezintideyim,
Konak'tan Alsancak'a yürüyorum,
önce Kemeraltı'ndan geçiyorum,
bir iş hanında Kemal Anadol'un bürosunu bulmuştum,
Kemal Anadol yoktu bürosunda, kapı kapalıydı,

yıllar sonra, Kemal Anadol'un babasına gitmiştim,
Florya'daki evinde,
dört tarihçiydik, Zihni Anadol, Nabi Yağcı,
Erden Akbulut ve ben, saatlerce konuşmuştuk,
Kemal Anadol İzmir'deydi herhâlde,

yıllar sonra, Kemal Anadol İzmir Milletvekili seçildi,
Meclis'te ziyâret etmiştim Kemal Anadol'u,
bir öğleden sonra, Meclis'teki bürosuna gitmiştim,
kimseler yoktu büroda, kapı açıktı, bir süre bekledim,
az önce CHP Meclis Grubu toplantısındaydık hepimiz,

İzmir'de bir gezintideyim,
Konak'tan Alsancak'a yürüyorum,
körfezi, kıyıları seyrediyorum,
Kordon'da yürüyorum,
kim olduğumu soruyorum İzmir'e,
neden İzmir'deyim,
neden Alsancak'a yürüyorum,
neden Kemal Anadol'a uğruyorum,
neden Basmane Garı'ndan trene biniyorum?

4
İzmir'de bir gezintideyim,
tekim, yalnız başımayım,
bir kez de tek değildim,
bir kız arkadaşım vardı,
bir trene binip Ankara'ya gitmiştik,

şimdi tekim, yalnız başımayım,
bir trene biniyorum,
Bandırma'ya gidiyorum,
Bandırma Treni'ndeyim,
bir kız beni seyrediyor vagonda.

SİNAN ÖNER




 

mardi 22 janvier 2013

Yalova'da Bir Öğle

1
Yalova'da bir öğle,
balık-ekmek yiyorum,
iskeleye doğru yürüyorum,
yeni iskeleler yapıldı Yalova'da,
feribotlar, deniz otobüsleri, vapurlar için,

Yalova'da bir öğle,
balık-ekmek yiyorum,
Bad Godesberg Parkı'nda yürüyorum,
kafelerden birini seçiyorum,
Marmara kıyılarını seyrediyorum,
kafede, bir çay söylüyorum,
bir şiir yazıyorum,
ağaçların arasından Marina'yı seyrediyorum.

2
Yalova'da bir öğle,
balık-ekmek yiyorum,
meydandan geçiyorum,
Yalova'nın caddelerinde dolaşıyorum,
sokakları seyrediyorum,

Yalova'da bir öğle,
balık-ekmek yiyorum,
Termal'e gidiyorum öğleden sonra,
bir kaplıca hamamındayım,
bir kafede, bir kahve söylüyorum,
bir şiir yazıyorum,
ağaçların arasından Termal'i seyrediyorum,
Yalova'da bir öğleden sonra,
ağaçların arasında yürüyorum.

SİNAN ÖNER

lundi 21 janvier 2013

Bir Sinema Okulu'nda

1
Bir sinema okulunda,
bir müzisyen, bir yönetmen ve ben,
bir masanın çevresinde oturuyoruz,
kahve içiyoruz, sohbet ediyoruz,
müzisyen, film müzikleri yapıyor,
yönetmen, film yapıyor, sinema öğretiyor,
ben, sinema derslerini izliyorum,
sinema okulunun bir öğrencisiyim,

Bir sinema okulunda,
bir müzisyen, bir yönetmen ve ben,
bir masanın çevresinde oturuyoruz,
kapı açılıyor, bir yönetmen daha geliyor,
kahve içiyoruz, sohbet ediyoruz.

2
Bir sinema okulunda,
bir felsefe profesörü, bir yönetmen ve ben,
bir masanın çevresinde oturuyoruz,
kapı açılıyor, bir yönetmen daha geliyor,
kahve içiyoruz, sohbet ediyoruz,

Bir sinema okulunda,
bir kameraman, bir yönetmen ve ben,
bir masanın çevresinde oturuyoruz,
kapı açılıyor, müzisyen geliyor yine,
kahve içiyoruz, sohbet ediyoruz.

SİNAN ÖNER
 

samedi 19 janvier 2013

"Akşamın Olduğu Yerde"

1
Hamiyet Yüceses'in bir şarkısı var,
"Akşamın olduğu yerde,
bekle diyorsun,
gelmiyorsun..."
şimdi de öyle,
akşam oluyor, yağmur yağıyor,
"bekle" diyor sanki bir sevgili,
"gelmiyorsun", yağmur yağıyor,
bir cenaze töreni var televizyonda,
yağmur yağıyor câmiinin bahçesine,
"bekle" diyor sanki bir sevgili,
"gelmiyorsun",

bir gazeteci,
bir sürü insan,
bir sürü ses, bir sürü bakış,
"Akşamın olduğu yerde".

2
Teşvikiye'den çok geçerdim!
kimi zaman Şişli'den yürürdüm,
kimi zaman Maçka'dan,
kâh oradan, kâh buradan,
câmiinin çevresinden geçerdim,

akşamları da uğrardım Teşvikiye'ye,
kalabalıkken caddeler,
Nişantaşı'na doğru yürürdüm,
ya Şişli'den Mecidiyeköy'e,
ya da Harbiye'den Taksim'e,

akşamları kalabalık olurdu,
sabahları ise kimseler olmazdı,
caddelerde yürürdüm,
ya Beşiktaş'ta kahvaltı yapardım,
ya Kadıköy'e geçerdim.

3
"Akşamın olduğu yerde",
ama, akşamın nerede olacağını bilmezdim,
belki de okula giderdim,
Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşıyordum,
akşam, okulun yemekhanesine giderdim,

akşam, kütüphaneye giderdim,
kantinde bir mola verirdim,
geceye kadar kitap okurdum,
sabahları ya derste olurdum,
ya da dolaşırdım İstanbul'u,

akşamın nerede olacağını bilmezdim,
Yalova Vapuru'na yetişirdim Cuma günleri,
Yalova Balıkçılar Lokali'nde çay içerdim akşam.

4
"Akşamın olduğu yerde" diyor,
Hamiyet Yüceses, "bekle diyorsun, gelmiyorsun,"

ben, bir yerlere mutlaka geliyordum akşamları,
mutlaka uğruyordum bir yerlere,
mutlaka bir yerlerde olurdum akşamları,
ama, Hamiyet Yüceses, "gelmiyorsun" diyor,
başka bir yerde bekliyormuş gibi,
ben, başka yerlere varırken,
Hamiyet Yüceses, "başka bir yerde"ymiş gibi,
Milan Kundera'nın "Yaşam Başka Yerde" kitabı gibi,
"bekle diyorsun,
"gelmiyorsun,"
ama, ben, bir yerlere mutlaka geliyordum akşamları
akşamın nerede olacağını bilmeden.

SİNAN ÖNER



 

mercredi 16 janvier 2013

Oshima'nın "Özgürlük Arayışı"

1
Nagisa Oshima dün vefât etmiş,
seksen yaşındaymış Oshima,
Oshima'yı genç sanırdım hep,
"Özgürlük Arayışı" kitabında,
1968'lerdeki gençlik hareketlerini anlatmıştı,
Japonya'da, genç sinemacıların neler yaşadıklarını,
Japon öğrencilerin, işçilerin nasıl hareketlendiklerini,

Nagisa Oshima, gençti sanki,
"Özgürlük Arayışı" kitabındaki gibi,
hiç yaşlanmazmış, hiç bırakmazmış gibi dünyayı,
yaptığı ilk filmleri anlatmıştı,
neler yaşadığını gençlik yıllarında.

2
Nagisa Oshima dün vefât etmiş,
Japonya Sineması yasta,
Hollywood yasta,
Oshima'nın Türkiye'deki okurları, izleyicileri yasta,
Oshima, Kurosawa gibi, 
Japonya'nın ulusal bir sinemacısı idi, Ozu gibi, 
Oshima, yeni Japonya'nın bir sembolü gibiydi,

Nagisa Oshima, "Özgürlük Arayışı" kitabındaki gibi,
genç bir bakışla filmlerini yapmıştı,
Japon gençliğinin sinemadaki lideriydi sanki,
Oshima, dünyaya bir sürü film bıraktı,
bir sürü kitap bıraktı,
Oshima, filmleri ile Japonya'yı değiştirmişti,
Oshima, filmleri ile dünyayı etkilemişti,
Oshima, filmlerinde farklı bir Japonya'da yaşamıştı.

SİNAN ÖNER