mercredi 27 février 2013

Şairdim Gençken De!

Müzik dinliyorum yine,
Münir Nurettin'den, Erkin Koray'dan şarkılar,
İstanbul'u düşünüyorum yine,
Yalova'yı düşünüyorum,

Vapurlarda geçmişti vaktim,
Her hafta saatlerce süren vapur yolculuklarında,
Güvertede otururdum ya da bir pencerenin kenarında,
Vapur salonunda, Marmara'nın dalgalarını izlerdim,
Kitap okurdum,

Kitaplar beni hiç yalnız bırakmazlardı,
Tarih kitapları, felsefe kitapları,
Şiirler, romanlar, öyküler,

Vapur yolculuklarında yaşadım gençliğimi,
Yalova ile İstanbul arasında,
Marmara'nın dalgalarını izlerdim vapur salonunda,
Şiirler yazardım Yalova'ya yaklaşırken.

SİNAN ÖNER

 

vendredi 22 février 2013

Truffaut Şiiri

1
Francois Truffaut'nun sinema filmlerini izlemiştim,
ilk kez, herhâlde ortaokulda, sonra lise yıllarımda,
sonra da üniversitede okurken,
"Son Metro"yu,
"Jules ve Jim"i,
"400 Darbe"yi,
"Siyah Gelinlik"i,

Truffaut'nun "Yeni Dalga"daki yerini çalışmıştım,
hatta, bir sinema okulunda,
"Yeni Dalga Sineması" konferansı vermiştim,

Truffaut'nun "Hitchock ile Söyleşiler"ini de okumuştum,
ama, unuttum sanki okuduklarımı,
çok uzaklarda kalmış sanki hepsi,

Truffaut'nun filmlerini izlemek,
bir okulda, bir üniversitede okumak gibidir,
baştan sona, tüm filmlerini izlemeli insan,
"Yeni Dalga"nın öteki yönetmenlerinin filmleri gibi,
Truffaut'nun filmlerinden çok şey öğrenir insan.

2
Francois Truffaut'nun filmlerini nerede izlemiştim?

"Son Metro"yu Ankara'da bir sinema salonunda izledim,
Catherine Deneuve ve Gerard Depardieu baş rollerdeydi,

"Jules ve Jim"i,
"400 Darbe"yi
"Siyah Gelinlik"i,
Beyoğlu'nda, Tarık Zafer Tunaya Salonu'nda izlemiştim,
"Truffaut Filmleri Haftası" vardı.

3
Truffaut'nun filmleri,
sanki Fransız sinema tarihinin özeti gibiydi,
Lumiére Kardeşler'den Renoir'a,
ve "Yeni Dalga"ya,
sinema tarihi dersleri gibidir Truffaut'nun filmleri.

SİNAN ÖNER
 

vendredi 15 février 2013

Boğaziçi'nde Yürürken

1
Boğaziçi'nde yürüyorum,
Rumelihisarı'ndan Arnavutköy'e doğru,

Boğaz'ın akışını izliyorum bir yandan,
karşı kıyıları seyrediyorum,
Anadolu Hisarı'nı,
Çengelköy'ü,

Boğaziçi'nde yürüyorum,
Tarihin içindeyim,
Bizans'ı, Osmanlı'yı yaşıyorum.

2
Boğaziçi'nde yürüyorum,
Arnavutköy'den Kabataş'a doğru,

Taksim Alanı'na varıyorum,
İstiklâl Caddesi'nde yürüyorum,
Balık Pazarı'na uğruyorum,
Meserret'te bir kahve içiyorum,

Haliç'i seyrediyorum,
Tarihin içindeyim,
Bizans'ı, Osmanlı'yı yaşıyorum.

SİNAN ÖNER

vendredi 8 février 2013

Müzikte Tarih

1
Yağmur yağdı yine,
sabah güneşliydi hava,
akşama doğru yağmur başladı,

şarkılarda, türkülerde,
tarihi anlıyor insan,
geçmişi varmış bu dünyanın,
bu ülkenin bir tarihi varmış,
anlıyor insan,

şarkılarda, türkülerde,
her şey, yeniden yaşanır,
var olan her şey,
yeniden var olur,

yağmur yeniden yağar,
güneş yeniden doğar,
yaşam, icat edilir yeniden,
yeniden kurulur dünya sahnesi.

2
Tarihin bir yönü var mıdır?
"yaşamın bir anlamı var mı?" sorusuna benzer,
tarihin yönünü sormak tarihe,
"tarihin bir anlamı var mı?"
yoksa, "yaşam, anlamsız mıdır?"

şarkılarda, türkülerde,
tarihin bir yönü vardır,
yaşamın bir anlamı vardır,
hatta, tarihin çok yönü,
yaşamın çok anlamı vardır,

Şarkılarda, türkülerde,
tarihi anlıyor insan,
var olan her şey,
yeniden var oluyor.

SİNAN ÖNER
 

jeudi 7 février 2013

İşçiler Üretiyorlar, Yalnızlıklarına Rağmen

1
İşçilerden bahsediyor bir televizyon kanalı,
bir atölyede bir kazadan, bir madende bir göçükten,
bir fabrikada bir yangından bahsediyor,
işçilerin dramından, trajedisinden,
işçilerin yalnızlığından bahsediyor,

sonra bir gün bir şey oluyor, sendikalar hareketleniyor,
Zonguldak'da işçiler miting yapmışlar,
önce yürümüşler,
bir televizyon kanalında işçi yürüyüşü var,
madenciler, yıllar sonra yürüyorlar Zonguldak'ta,

işçilerin çalışmaktan başka kusurları yoktur,
çalışmak, çalışmak ve çalışmak,
işçilerin çalışmaktan başka kusurları yoktur,
atölyelerde, madenlerde, fabrikalarda,
kazalara, göçüklere, yangınlara rağmen.

2
İşçilerin yalnızlığından bahsediyor bir televizyon kanalı,
işçiler üretiyor halbûki her şeyi,
tarım işçileri, meyveleri ve sebzeleri üretiyorlar,
sanayi işçileri, giyecekleri, makineleri üretiyorlar,
yapı işçileri, evleri, işyerlerini üretiyorlar,
maden işçileri, yakıtları, hammaddeleri üretiyorlar,
bilgi işçileri, bilgileri, bilimleri üretiyorlar,

İşçiler üretiyorken her şeyi,
işçilerin yalnızlığından bahsediyor bir televizyon kanalı,
sendikaların güçsüzlüğünden bahsediyor bir gazete,
sanayi üretiminin arttığından bahsediyor bir sanayi odası,
işçiler üretiyorlar, yalnızlıklarına rağmen.

SİNAN ÖNER


 

mercredi 6 février 2013

Beyoğlu'nda, Yürürdüm Akşamları

1
Beyoğlu'nda, yürürdüm akşamları,
Taksim Alanı'ndan İstiklâl Caddesi'ne,
ta Galata'ya, hatta Sirkeci'ye kadar,
bir mahşer kalabalığının arasındaydım,
vitrinlerin ışıkları ile aydınlanmış caddede,
akşamları yürürdüm Beyoğlu'nda,
hiç korkmadan, hiç ürkmeden,
hiç şaşırmadan,

Beyoğlu'nda ilk yürüdüğüm yıllarda,
İstiklâl Caddesi trafiğe açıktı,
arabalar, otobüsler,
akan trafiğin içinde,
vitrinleri seyrederdim yürürken kaldırımlarda,

Beyoğlu, farklı bir dünyadır sanki,
başka semtlerden farklıdır,
neden böyle kalabalıktır Beyoğlu caddeleri?

Beyoğlu'nda ne yapardım yürümek dışında?

Beyoğlu'nda, yemek yerdim restoranlarda,
kahve ya da çay içerdim kafelerde,
içki içerdim barlarda, restoranlarda,
mağazaları dolaşırdım,
kitabevlerini dolaşırdım,
sinemaya giderdim Beyoğlu'nda,
tiyatroya giderdim Beyoğlu'nda,
konferanslar izlerdim Beyoğlu'nda,
müzik dinlerdim Beyoğlu'nda,
sinema okulunda okumuştum Beyoğlu'nda,

Beyoğlu'nda ne yapardım yürümek dışında?

sanat galerilerini, müzeleri dolaşırdım Beyoğlu'nda,
İstanbul Sanayi Odası'nda tarih sergileri açmıştım,
Odakule'deki sergi salonunda,
İstanbul Sanayi Odası Kütüphanesi'nde çalışmıştım,
Yapı Kredi Bankası Sermet Çifter Kütüphanesi'ne uğrardım,

Beyoğlu'nda, lise yıllarım geçmişti,
üniversite yıllarım geçmişti,
Beyoğlu'nda, yürürdüm akşamları.

2
Beyoğlu'nda,
çok insanlar tanımıştım,
şairler, sinemacılar, tiyatrocular, yazarlar, gazeteciler,
siyasetçiler, sendikacılar, profesörler,
restoran işletmecileri, otel işletmecileri,
esnaflar, müzisyenler, sanayiciler, tacirler,
balıkçılar, midyeciler, çiçekçiler, garsonlar,

Beyoğlu'nda,
çok insanlar tanımıştım,
liberaller, sosyalistler, sosyal demokratlar,
komünistler, demokratlar,
çeşit çeşit siyasetten insanlar tanımıştım,

Beyoğlu'nda,
çok insanlar tanımıştım,
çeşit çeşit kitaplar yazmış yazarlar,
çeşit çeşit filmler yapmış sinemacılar,
çeşit çeşit resimler yapmış ressamlar,
çeşit çeşit oyunlar oynamış tiyatrocular,
çeşit çeşit şiirler yazmış şairler,
çeşit çeşit dersler, konferanslar vermiş profesörler,
çeşit çeşit fabrikalar kurmuş sanayiciler,
çeşit çeşit haberler yazmış gazeteciler,
çeşit çeşit düşünceler üretmiş filozoflar,

Beyoğlu'nda,
yürürdüm akşamları,
ve sabahları kahvaltı yapardım,
Beyoğlu'nda, yürürdüm geceleri de.

SİNAN ÖNER




 

vendredi 1 février 2013

Gece Olmuş

1
Gece olmuş,
uyanmışım!

Dünyanın başka kentlerinde aklım,
başka zamanlarında,
geçmişin eserlerinde, geleceğin umutlarında,

gece olmuş, uyanmışım,
su içiyorum,
türküler dinliyorum,
Tenekeci Mahmut'tan, Muharrem Ertaş'tan,
coşkulu şarkılar dinliyorum Kızılordu Korosu'ndan,

Dünyanın dönüşünden umutlanıyorum,
zamanın akışından, tarihin değişiminden.

2
Gece olmuş,
geçmişin gecelerini anıştıran bir gece,
Yalova'da gecelerdim,
kitaplar okurdum geceleri,
kahve içerdim, çay içerdim,
Yalova kıyılarından gelen sesleri dinlerdim,
fırtınalar kopardı kimi geceler,
kimi geceler ay ışığı ile şiirler yazardım,

gece olmuş,
geçmişin gecelerini anıştıran bir gece,
İstanbul'da gecelerdim,
Braudel okurdum, Marx okurdum,
kitaplar okurdum geceleri,
şiirler yazardım,
kahve içerdim, çay içerdim,
yağmurlar yağardı kimi geceler,
kimi geceler karlar,

Gece olmuş,
geçmişin gecelerini anıştıran bir gece.

SİNAN ÖNER