mardi 19 juillet 2011

Dram

1
Boğdurulmak istenmiş bir yetenek!
işte bendeki dram,
geçmiş bir kavganın dargın izleri,
unutup gideceksin.

2
Yaşamaktayım diye sevinen çocuk!
işte bendeki trajedi,
gelecek bir yeşillenmenin heyecanlı sesi,
hatırlayıp gideceksin.

3
İster sus, ister söyle, gençsin daha!
işte bendeki bilgelik,
zaman dışı bir zekânın dinamizmi,
besleyip donatacaksın.

4
Şefkâtli bir el talep eden gövde!
işte bendeki hasarlı kalp!
Vurmadan geçeceksin, iskeleye demirli, acemi, toy,
ister seveceksin, ister gülecek!

SİNAN ÖNER
20 Ağustos 2006

Değirmendere!

1
Değirmendere!

Sahilde bir kuş yuvası,
           ruhumda bir boşluk,
                         sen gitmişsin!

Ben, bir masada, kırmızılıyım.

2
Çantalar, ahşap bir yolculuğun yankısı,
çantalar, bir titreyişin hatıraları,
burada hiç bir şey yaşamadım,
geçerken düşün!

3
Ne sırtım sızladı burada, ne ensemde bir dert,
ne tam misafirim, ne de kökleşmiş bir ses,
olmayacak bir amaçtı Değirmendere,
sihri zedeli bir deneme,
istenmeyen bir cennet, bir neşe arayışı,
sen gitmişsin!

4
Değirmendere!

Körfezde bir okyanus iskelesi,
               bir üşüme yuvası,
               ben gelmişken!

SİNAN ÖNER
20 Ağustos 2006

Ah!

1
Ne sarı sıcak kaldı, ne de avare sevinçler!
İşlene işlene sökülmüş kuvveti
                                    bu gür gümrah hafızanın.

2
Tren kalktı, ben yine ellerindeyim sanki,
küçük, sempatik, deli kız,
ne arkama döner bakarım,
    ne de önümdeki başıma dert!
ben yine ellerindeyim,
küçük, kırmızı, deli kız.


SİNAN ÖNER
12 Kasım 2005

Anlam Veremezsin!

Adana,
     gelirken sırtımda minik bir izi kalmıştı
                                          sevdiğim kızın
     cesaretli bir dokunuş, bir tırnak izi bile değil!

Adana,
    anlam veremezsin öfkelerime!
    çok ama çok eskilerde kalmış,
    ötelenmiş bir öfke, alnımda parıldar!
    delirmeden deliririm gölgende
            çalımsız Seyhan Nehri,
            ruhu sinik Ceyhan,
    bir yetim öfkesi bu,
    anlam veremezsin zalim seyirci!


SİNAN ÖNER
12 Kasım 2005

Bir Geziden (Adana)

Yaşama sanatını,
ben bana öğrettim bunca yıl!


Karşımda boğuk ve tılsımı sönmüş
volkanlar gibi inilder yalnızlık,
bir yanında bir ışın bekleyişi,
bir yanı çoktan yıkık.


Dönüp dolaşıp tek öğrencimle
                         buluşurum,
içimde saat inceliğiyle
kıpırdayan bir ruh,
benim ruhum, bir kadının eseri,
bir kadının yalnızlığından
                   büyümüş,
ılık, sıcak, soğuk!


Çocukluk hemen ötemde, gizlice gülümser,
nemrut maskeler takınır,
kalan son neşe öğelerini
     silip yıkmasın diye sahte sarsıntılar.


SİNAN ÖNER
12 Kasım 2005