lundi 5 octobre 2009

Kelimelere Sığmaz, Çerçevelere Sığmaz!...

1
Başka bir söz dizimi bulmalıyım bu saatte.
Ruhun doğaçlama uçuşlarına elbise olsun diye.
Ateşli tutkularımızı anlatır belki, şiirsel kalkışların titreşimlerinde.
Hayat bu! Doğum, bir fışkırmadır farklı bir gözle bakarsan,
Bekleyişin sihirli ödülü!
Süpriz bir kucaklayış.
Ellerine tutuşturuverirler minik bir insanı.
2
Dedim bir daha derim,
Şiir, ruh kazanmasıdır zamanın.
Kan basıncı gibidir dizelerin uzanımları,
Akıp duran bir dere değil sade, çalkalanan bir deniz fırtınada.
Sunulmuş bir orman düşünelim Tanrı huzuruna,
Öylesine sağlam yapılı olmalı kelimelerin uyumu,
Ve karşıt sesler de dans etmeli bu uçsuz evrende.
3
Kapı dışarı edilsen de olduğun yerden gelirsin şiirimden içeriye.
Şiirim geniş bir dünya tasarımıdır algılayana.
İçinde her çeşit olasılık vardır sanki, her kelime iyi konumlanmışsa da.
Tanımlarından vazgeçtiğin anda gel!
Burada, şiirimin mekânında kavuşursun aradığın sıcaklığa.
Kâh öyle, kâh böyle. Bulursun sana ait ve sana uzak bir olanak, derli toplu yaşamaya.
Evet, benim şiirim, geniş bir kucaktır sanki, içinde tüm cinsel saplantılardan kurtulduğun. Şiirim, aklın zorlanmadan akmasıdır geleceğe, belleğin geçmişe hayıflanmadan bakmasıdır belki de.
Kesinlikleri bir yana attığında gel!
Şiirimde seni dinlendiren bir yastık her zaman saklı olacak.
Ellerinle sevmek isteyeceksin hem de, başını dinlendirdiğin bu sonsuz akışı.
Kadife bir eldiven gibi saracak şiirim ruhunu, inanılmaz bulursun belki de.
Sanrılarının üstüne yürüyebildiğinde gel.
Bulursun pek çok dayanak seni geceden ve karanlıktan geçiren,
Şiirimde, Pusular kurmadan hazırladığım uçsuz yolunda düşlerimin ve gerçeklerimin.
SİNAN ÖNER
21 Haziran 2004

Yakışıklı Philippe!...

1
Delilikten yoksun oyunlarda yokum bilirsin,
Mutlaka kuraldışı bir an olmalı bir oyunda, yenilmezi yenilir kılan.
Anlaşmazlıkta tartışma olanağı yaratan.
Oyunlar değişir, zaman vardır girişilir.
Esirgenmişse yükseliş, inişe geçilir.
Yanılgıda mutlaka olmalı hakikat olanağı.
2
Aklı kullanmak, bildik olasılıklardan sıyrılmaktır başta.
Olmazı olacak sanmak da değil elbette,
Olabilirin sınırlarını, geniş algılamaktır aslolan.
Ben yokum alışıldık bir öyküde! Gene de hazırım mutlu bir sona.
Demek bahar her zaman gelecek, ben her zaman bileceğim bunu.
Oysa esin perisi bazen, olmaz dediğinde diretmeni ister senden,
Olur dediğinden kuşkulanmanı bazen!
3
Oyunlar neşe vermeli insan, bu en açık gerçeği hayatın.
İçimizin bir kıpraşması ise neşe, oyunlar buna muktedir.
Rollerin ötesine geçip sevinçle dolması ise kalbin,
Oyunlarda bulunabilir böylesi, yaratılabilir!
4
Ben varım bak, hem neşede, hem kıvrak çalımlarında hayatın.
Ben varım bak,
uzak bir görüde, açılış genişliğinde!
Hırsızlar çalmış olsalar da sırf bana ait biriktirdiklerimi, kelimelerimi, duyuş biçimlerimi.
Gene de öfkeye kapılırım sevdiğimin hatalı bir kıpırdanışında.
Ve çileden çıkarım sevdiğimin beni görmezden gelen bir bakışında.
Böylesi bir bakış, hırsızlara iltifat olurdu, yersiz bir yakınlık. Düzeltilmeyi bekleyen bir hata.
Demek aşkla dolmuşsan, körsün tüm kavradıklarına,
İçin ateşle dolmuşsa, işitmezsin rüzgârların ıslığını!
Şebnem, sana diyorum her sözümü.
Ve hem neşeyi buluyorum sende sonsuzca,
Hem de kederin uçsuz şiirselliğini sesinin tınılarında.
SİNAN ÖNER

Suya Yüz Kilometre!..

Ah çocuklar! Ben çaresizim size!
yokuş yukarı çıkarken devrildi arabam,
Kaldım yayan yapıldak!
Oysa su bekliyormuşsunuz hazretlerinden!
Kovalar dolusu değilse de bir maşrapa hiç değilse!
Doya doya içmeye.
Ve çamur yerine bez giymeye sırtınıza.
Ah çocuklar! Ben yoksulum size!
Dağları tırmanayım derken soydular beni haydutlar!
Kaldım betim benzim soluk!
Ve işe bakın bebeler, benim, size imdat diye seslenen!
Sizden yardım uman sabahın köründe, ellerinizi değdirin diyen gökyüzüne!
Gülün diye belki de, oynarım ben palyaço rolünde çadırlarınızda!
Hiç değilse gözlerimden içersiniz âb-ı hayat'ı!
Yitip gideriz beraberce, kaybettiğimiz cennetimize...
SİNAN ÖNER

Sen Kurgula Dünyayı, Sen Çiz Resmimizi

Ellerinin büyüsüyle, çiz geleceğimizin resmini,
İkimize ait bir sahne, bir masa, bir oda.
Yalan söylemeye gerek olmayan bir dünya.
İkimize ait bir su yolu, bir dolap.
Gözlerinle belirle duruşumu, oturuşumu, kalkışımı,
Gözlerinle temizle üstümdeki acemi tozlanmaları,
Bilgince söylemeye gerek olmayan bir kütüphane kur,
Her sabah yeniden doğmanın hazzını yaşatan.
Beni belirle yakından uzaktan,
hak ver dualarıma,
Beraber içinde dolaşmaktan sevinç duyduğumuz bir park yarat,
Çıldırtan ve zihin açan kokularla bezeli olsun çiçekleri.
İçimdeki kederli macerayı unutturan meyveler sun bana,
Kendi ruhunla yetiştirdiğin.
Kendi beğeninle büyüttüğün masallar anlat bana geceyarıları,
Hayal gücümü, aklımın yollarını aydınlatan.
SİNAN ÖNER
21 Haziran 2004